semihgul25 @ hotmail.com

Her geçen gün kötüye giden ekonomik kriz, beraberinde; hırsızlık, yolsuzluk ve dolandırıcılık gibi suçları da yaygınlaştırarak toplumda bir güvensizlik ortamını oluşturuyor. Ve ne yazık ki bu art niyetli insanların kandırdıkları kişiler, ya gariban insanlar oluyor veyahut piyasaya göre daha cazip rakamlar kendilerine arz edilerek bu krizde bir fırsat olarak düşünenler oluyor. İlk bahsettiğim kesime haliyle insan daha fazla üzülüyor ama diğer kesim de her ne kadar fırsatçı bir pozisyona düşüyor olsa da aslında onlar da bu yoklukta üç beş daha fazla kazanmanın derdinde olan kişiler olduğu için nihayetinde bir mağduriyet ortaya çıkıyor.
Kurtalan'da gerçekleşen 2 somut yaşanan örneği vererek halkımızın daha dikkatli olmalarını sağlamaya çalışacağız. Tabi diğer taraftan paronayak olup abartı düzeyinde bir güvensizlik ve şüphe hissi de hayatı çekilmez kılar. İşte bu durumda da ölçülü olma prensibi devreye giriyor. Ne çok saf olup hemen kanacağız ne de her şeye şüpheyle bakıp kendimizi gereksiz şekilde şüpheci yapacağız. Öncelikle güvenilir ve sözlerine itimat edilen insanlarla muhatap olmak işimizi önemli seviyede kolaylaştıracaktır.
Kurtalan'da yaşanıp bizzat benim de tanık olduğum hadiseden başlamak istiyorum. Belediyede çalışan ve itimat edilen bir çalışanı arayarak ben Kurtalan'da görevli yüzbaşı rütbesinde x kişiyim diye kendini tanıtır bir şahıs. Sonra işte ben Kurtalan'da altın bozacağım senin tadınık kuyumcu var mı diye yardımcı olunmasını ister. Belediyede görevli arkadaş da bir kuyumcunun telefonunu verir. Bu kendini asker olarak tanıtan şahıs ben belediyeden şu arakadaşın selamıyla arıyorum diyerek kendini tanıtır. Sonra işte ben tapudayım, bende şu kadar altın var, sen hesapla ne kadar ediyor. Kuyumcu arkadaş da altın tutarının parasını söyleyince ben tapudayım devir için vakit yok, sen parayı hesaba at ve ben şimdi tapuyu yapınca çarşıya geleceğim ve sana altınları vereceğim der. Tam o esnada ben de o kuyumcuya uğramış ve tanık olmuştum. Tabi kuyumcu arkadaş konuyu anlar ve belediyedeki arkadaşla konuşunca durumu izah eder. Ve tabi çok geçmeden o şahsın dolandırıcı olduğu gün yüzüne çıkar. İşte bu tür dolandırıcılar polis, asker, savcı gibi toplumda karşılığı olan meslek grubundaki insanlar olarak tanıtır ve yine toplumda güven veren insanların referansıyla işini yürütmeye çalışır.
Kurtalan'da yaşanan diğer bir olay ise bu günlerde vuku bulan ve yöntem değişse de temel amaç mağdur insanlar oluşturmak ve haksız kazanç elde ederek insanlara güvensizlik ortamı aşılamak. Pervari'de yine kendini asker olarak tanıtan bir şahıs Kurtalan'da araba alım satımı yapan dürüst bir esnafı arayarak nakite ihtiyacım var şu model ve marka aracımı satıyorum der. En sonunda pazarlıkla 350 bin TL'ye anlaşma sağlanır ve senin yanına dayımı ve aracımı yolluyorum ama senden ricam dayıma anlaştığımız rakamı söyleme der. Beraber notere gidilir. Kendini asker olarak tanıtan kişi dayısı olarak tanıttığı ama araba sahibi olan şahsa 470 bin TL eft yaptığına dair makbuz yollar. Paranın hemen hesaba geçmediğini gören araç sahibi durumdan şüphelenir ve noter çalışanlarının da telkini ile makbuzun düzmece olduğu ve diğer şahsın dolandırıcı olduğunu anlar. Bu durumda Kurtalanlı esnaf arkadaş arabayı üzerine alabileceği halde konuyu anlamaya çalışır ve mahçup olur. Araç sahibi ile Kurtalanlı esnaf kendini asker olarak tanıtan kişiyi arar ve biraz söver. Kurtalanlı esnaftan 350 bin TL eft bekleyen sahte asker üstüne küfür yiyince telefonu kapatır ve olayın iç yüzü ortaya çıkar.
Tabi buna benzer hadiseler oluyor ve daha da olacaktır. Ancak öncelikle telefonla, mesajla herhangi bir para aktarımı, vekalet verme gibi durumlara düşmemek lazım. Tanımadığımız ve özellikle kendini böyle polis, asker vb. olarak tanıtanlara itibar etmeyelim. Çünkü hiçbir polis, savcı para istemez ve öyle bir yetki ve hak da yok. Piyasaya göre daha cazip rakamlar sunarak direk kararınızı vermenizi sağlayan ve işi aceleye getiren insanlara da yine itibar etmeyip uyanık ve temkinli hareket etmekte fayda var. Zaten zor ekonomik şartlar altında insanlar kıvranıyor, üstüne bir de mağdur pozisyonuna düşmeyelim. Selametle...